Tarımda Yeni Dönem Beklentilerimiz

Okunma Sayısı : 114 07. 08. 2023

Yeni Cumhurbaşkanlığı Kabinesi açıklandı. 4 Mart 2022’de, üstelik tarım sektörü açısından global olarak zor bir dönemde göreve başlamasına rağmen kısa zaman zarfında önemli kararlara imza atan Tarım ve Orman Eski Bakanımız Sayın Vahit Kirişci’ye teşekkür ediyor, yeni dönem Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’ya başarılar diliyoruz.
Yeni Bakanımız Sayın Yumaklı açıklamasında; “Bundan sonra bize düşen başlatılmış olan projeleri tamamlamak ve yenilerini eklemektir.” diyerek önümüzdeki dönem için yol haritasını belirledi. Bu bağlamda genel olarak tarım ve özelinde ise bakliyat sektörümüz açısından öne çıkan başlıklar olduğunu düşünüyoruz.
Öncelikle Sayın Vahit Kirişci döneminde 5 Nisan 2023’te yayınlanan 7442 Sayılı Orman Kanunu’nda yer alan yasal düzenlemelerin yeni dönemde hayata geçirilmesini umuyoruz. Tarım sektörü açısından bu Kanunda öne çıkanlar başlıklar:
Üretim Planlaması: Bakanlığımız etkin bir tarımsal üretim planlaması için Bakanlıkça belirlenen ürünlerin üretimine başlanmadan önce Bakanlıktan izin alınmasını zorunlu hale getirdi. Ancak doğru planlamanın yapılabilmesi sağlıklı üretim rakamlarına ve gerçekçi verilere dayanmaktadır. Bu olumlu kararın amacına ulaşabilmesinin yolunun en son 2001 yılında yapılan tarım sayımının güncellenmesinden geçtiğini düşünüyoruz.
Atıl Kalan Arazilerin Üretime Kazandırılması: Yine Bakanlığımız üst üste iki yıl işlenmeyen tarım arazilerinin tespit edilerek, bu arazilerin üretime kazandırılması için geliri arazi sahiplerine ait olmak üzere kiraya verileceğini kararlaştırdı. Ülkemizde 20-25 milyon dekar âtıl arazi bulunuyor. Bu düzenleme uygulamaya geçirilerek âtıl araziler üretime kazandırılırsa, bitkisel üretim hacmimize önemli katkı sağlayacaktır.
Sözleşmeli Üretim: İlgili Kanun ile sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması, gıda güvencesi ve güvenliğinin sağlanması ve sözleşmeli üretimi özendirmek üzere belirlenen desteklerde üreticilere öncelik tanınması yönünde düzenleme yapılmıştı. Aynı yasa ile tarafların haklarının güvence altına alınması ve sözleşmeli üretimde sigorta şartı getirilmesi de yer almaktadır. Bu konuda gerekli adımların atılması başta üreticilerimiz olmak üzere sektörümüz için önemli bir kazanım olacaktır.
Havza Bazlı Destekleme Modeli: Havza Bazlı Destekleme Modelinde ülkemizdeki 973 ilçenin 941’i havza ilan edilmiş durumda. Ancak her bir ürün çok farklı bölgelerde ve fazla sayıda havzada destekleniyor. Oysa modelin ana amacı her bir ürünün en verimli üretileceği bölgeleri belirlemek ve kümelenme sağlayacak şekilde her havzada sınırlı sayıda ürünü desteklemek olmalıdır. Şu an havza başına düşen ortalama yaklaşık 7 ürün sayısının 2-3 ürün olacak şekilde belirlenmesi modelin daha sağlıklı işlemesini sağlayacaktır. Eski Bakanımız bu konuda gerekli çalışmaların yapıldığını ifade etmişti. Beklentimiz bu çalışmaların yeni dönemde en kısa zamanda tamamlanmasıdır.
Diğer yandan bakliyat sektörü özelinde yeni dönemde Sayın Bakanımızdan bazı taleplerimiz var:
Nadas Alanlarının Değerlendirilmesi: Türkiye’de 30 milyon dekar nadas alanı var. 2018 yılında başlatılan Nadas Alanlarının Üretime Kazandırılması Projesine ivme kazandırılması ve nadas alanları için ideal olan baklagillerin bu bölgelerde ekiminin teşvik edilmesi faydalı olacaktır.
Münavebeli Ekim Şartı: 2018 yılından itibaren, bir parsele aynı tek yıllık bitkinin arka arkaya üç kez ekilmesi durumunda destek ödemesi yapılmayacağına yönelik alınan ancak uygulanmayan bu kararın hayata geçirilerek, şu an arz açığı olan baklagil ekiminin bu sistem kapsamında zorunlu hale getirilmesini temenni ediyoruz.
Sertifikalı Tohum: Bakanlığımız sertifikalı tohum konusunda özellikle hububatta oldukça başarılı oldu. Aynı tabloyu bakliyata da yansıtmamız gerektiğini düşünüyoruz. Talebimiz bakliyatta sertifikalı tohum üretimi ve kullanımını özendirecek mekanizmanın güçlendirilmesidir.
Su Kısıtı Olan Alanlarda Nohut ve Mercimek Ekimi: Kuraklık, su kısıtı ve iklim değişikliği hem günümüzün hem de önümüzdeki yılların en önemli sorunlarından biri. Nitekim Eski Bakanımız Sayın Vahit Kirişci de kuraklığa uygun, dayanıklı tohum çeşitlerinin üretilmesi konusunda çağrıda bulunmuştu. İklim şartlarını temel alan etkin bir üretim planlaması ile sektördeki konumumuzu güçlendirebiliriz. Bu bağlamda önümüzdeki dönemde daha dayanıklı tohumlar geliştirilerek su kısıtı olan alanlarda su ihtiyacı birçok ürüne kıyasla çok daha az olan nohut ve mercimek ekimi daha fazla desteklenerek özendirilmelidir.
Sonuç olarak özellikle son üç yıldır içerisinden geçmekte olduğumuz süreç tarım ve gıda sektörünün  stratejik önemini, geleceğimiz için sektörümüzü daha iyi anlamamız ve anlatmamızın gerekliliğini ortaya koymuştur. İlk aşamada kendi ürettiğimiz ürünler ile iç tüketim açısından kendi kendine yeterli hale gelmemiz, ikinci aşamada ise ihracatta daha rekabetçi bir yapıya kavuşmak ortak arzumuzdur.
Yeni Bakanımız yine açıklamasında “Üretimden tüketime her aşama için planladığımız yapısal reformlarımızı hayata geçireceğiz.” demişti. Ülkemizin tarım ve gıda sektöründeki potansiyeli çok daha büyük. Başta devletimizin sahiplenmesi olmak üzere, sektörümüzün tüm bileşenlerinin uyum içerisinde çalışması ile planlanan bu yapısal reformları hayata geçirerek sahip olduğumuz potansiyelimizi daha iyi değerlendirebileceğimiz kanaatindeyiz.